KONU: SPOR ve FUTBOL, KİŞİLİK İÇİN EGO VE KİBİR. ASIL KAYIP İSE DEĞER DOLU BİREYLER. Kazanmanın erdemine farklı bir bakış.

 Öyle bir toplum yetişiyor ki, herkes kazanmak istiyor kazanmak değerini elde etmeden herkes gücün ve güçlünün arkasına takılarak kayıp dersini yokluk dersini almak istemiyor. Herkes ne pahasına olursa olsun kazanmak istiyor. Evet, var olmayı ve güçlü olmayı kazanmak hedefiyle hep istiyor istiyor istemekten de vaz geçmiyor. Hep aç, hep ego ve kibir dolu bir yaşamı istemeden ya da isteyerek yaşamaya devam ediyor. Bir yaşama başlarken çıplak doğan insan yok olarak geldiğinin farkına dahi varamıyor birileri çıplaklığı kapatarak eksiklerimizi kapatmayı bir görev biliyor. İnsan doğası gereği aç ve istekler ile dünyaya gelirken yokluğun bizleri güçlendireceğinin farkına dahi varamıyoruz. Konum olan bir spor branşında öncelikle bir baba ve resmi bir antrenör olarak, öncelikle kişilikli bireyler yetiştirmeyi bir görev bilirken, devamında ise en başta gerek mental yani düşünsel ve davranışsal, gerekse fiziksel olarak ayaklarının üzerlerinde kalan sporcu bireylere yaşama sarılmayı gerçekten güçlü olmayı öğretmeye çalışıyorum.

Evet, uzun süredir zor şartlarda ders ve antrenman yaparak futbol sevgisi olan evlatlarımıza öncü olmaya çalışıyorum. Çoğu yerinde öncelikle çevrelerinden yetersiz görülerek dışlandığı gibi, yerinde ise yedeğe dahi çıkamayan bireyler iken, bazılarını okullarındaki beden eğitimi öğretmenlerinin yok saymalarına inat ile kulübümüze geldiklerine şahit oldum. Bazıları ise diğer kulüplerden yetersiz görüldükleri bir yana, bazen de torpil ayrımı ile yok sayıldıklarını dile getirmektedirler. Kaybetmeye kılıf aramıyorum, gerçekten kazanmaya giden yolun gerçek kazanımın kayıplar ile başlayacağına inanıyorum. Bir insan kaybetmeden güçlenemez ve yaşama gerçektende bağlanamaz. Bir örnek ile devam etmek istiyorum. Bu ülkede ne kadar kazandığını düşünen insanların, yerinde sporcuların asıl kendilerini aradıklarında yok olduklarını hep beraber çok iyi biliyoruz. Bu olumsuz durumun birçok kulüp yöneticilerinin ve antrenörlerin sırf kendi ego ve kibirlerini tatmin etmek için evlatlarımızın yok olmasına sebep olduklarını da çok iyi bilmekteyiz. Haydi, sokağa çıkalım ve bazı sporcu bireylerin hikâyelerine kulak verelim ve bakalım hikâyeler bize neler anlatıyor. Yarım kalmış hikâyeler ile yok sayılmaların devamında ise kişisel olarak yıkılmış bireylerin yerinde yaşam azmini yitirmek üzere olduklarını görmenin hiçte zor olmadığını görebilirsiniz.

Kısaca sahte ego ve sanal mutluluk dolu sen onu yendin, ben seni yendim, en çok ben yendim kibri ilk önce dediğim gibi olumsuz örneklerde, devamında ise küçük olsun genç olsun geleceğimiz olan evlatlarımızda çoğunlukla görülmektedir. Bir bireye kazanma hırsı aşılırken sindire sindire, ego ve kibir yüklemeden her konuda gelişmesini sağlayarak veremezsek ülkemizde en büyük sorun gerçekten tam olarak yetişemeyen bireyler devamında ise yeterli düzeyde sporcu futbolcularımızın artmamasına sebep olacağını çok iyi düşünebilmeliyiz. Yaşamın hemen ve kolayca kazanca dönüşülmesi toplumsal olarak tüketen üretmeyen bireyleri çoğaltırken, spor için örnek verirsem, sırf kazanmak için agresif tavırlar ile sarı kart, fauller, kırmızı kartlar, havada uçarken, küfür ve hakaret eden antrenörlerin yanı sıra, doymak bilmez kulüp başkanları yöneticilerin ve idarecilerin çoğalmasına da neden olmaktadır.

KAZANMAK HERŞEY DEĞİLDİR. Kazanmak için her şey mubah değildir. kaybedenler dahi daha kişilikli daha iyi örnekleri topluma yansıtabilir unutmamalıyız. Kaybetmek kayıp ise, kazanmak her zaman güç ve doğruluk değildir. Bir örnek, Yakında bir hazırlık maçı yapmıştık ve videosu tam olarak kayıtlıdır. Emin olun 2 ofsayt 1 haksız penaltı ile skor 3, 0 desek dahi onurdan şahsiyetten uzak rakip antrenörü sağa sola 7 sıfır dediğini duyduğumda nasıl bir ortamdayım diyerek evlatlarımızın adına bu kötü örnekten utandım. Oyuncusuna hakareti ederken kayıt halindeki videoyu tekrar izlerken bırakın utanmayı o antrenöre de onun öğrencilerine de gerçekten üzülüyorum. Son olarak evet bir gün bizlerde kazanacağız ama kazanmayı ve gerçek değeri öğrenerek, evlatlarımıza da bu değeri sindire sindire öğreterek. Yerinde kazanırken kaybında bir değer olduğunu bilerek. Evet Kazanmanın 2 ders, kaybetmenin 1 ders verdiğini unutmayacağız. Evet, bizlerde kaybedip ya da kazanabiliriz, sırf kazancın geleceğimize olumsuz etki yapmaması umudu ile bu güne değil geleceğe yatırım yaptığımızı belirtmeliyim. Toplumsal olarak bu durumun bizleri ileriye başarı ile taşıması için evlatlarımıza sindire sindire vermemiz gereken kazanma hırsı değil, yok olmayan çalışma üretme azmi olmalıdır. Hırs bu günü, azim ise geleceği yansıttığını bilmeli ve öylece çalışmalıyız. Evet, bir önceki iştigal konumda ciddi kazanımları geride bıraktığımda, bu yeni kulvarda da bir gün bizlerde kazanacağız ama GER-ÇEK-TEN. Saygı ve sevgilerim tüm ülkemiz evlatlarımıza ve doğru yolda giden gerçek iyi örnek insanlara. Ünal duran